|
Dünyada
ve Türkiye'de güvenlik ve milli güvenlik kavramları nasıl
algılanmaktadır?
Güvenlik,
insanların toplu olarak yaşamaya başlamaları ve devletler
kurmalarıyla bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmış, kavram olarak
bilimsel çalışmalara ancak İkinci Dünya Savaşından sonra konu
olmuştur. Güvenlik kavramı, başlangıçta yalnız askeri ihtiyaçlar
ve düzenlemeler için kullanılırken, günümüzde bir sosyal bilim
kavramı olarak kullanılmaya başlanmıştır. İnsanların ve toplumların
en temel güdüsü ve en ilkel ihtiyacı olan güvenlik karşılanamadığı
takdirde, toplumların özgürlük ve refah arayışlarını gerçekleştirmeleri
mümkün olamamaktadır.
Küreselleşmenin
yarattığı dinamik ortamın da etkisiyle ulusal ve uluslararası
güvenliğe yönelik tehditler farklılaşmış ve bu durum klasik
güvenlik kavramını değiştirmiştir. Nitekim BM Genel Sekreteri
tarafından "Tehditler, Riskler ve Değişim" konusunda görevlendirilen
'Akil Adamlar Grubu', 2 Aralık 2004 tarihli "Daha Güvenli
Bir Dünya: Ortak Sorumluluğumuz" başlıklı raporlarında, "Dünyanın
BM'nin kurulduğu dönemde öngörülemeyen tehdit ve risklerle
karşı karşıya olduğunu, tehdit / risklerin artık hiçbir sınır
tanımadığını, birbirleri ile bağlantılı olduğunu ve ulusal
düzeyde olduğu gibi küresel ve bölgesel düzeylerde ele alınmayı
gerektirdiğini vurgulamıştır. Söz konusu rapora göre, büyük
çaplı ölümlere veya yaşam şansının azalmasına yol açan ve
uluslararası sistemin temel birimi olan devleti zayıflatan
herhangi bir olay veya süreç uluslararası güvenliğe tehdittir.
Bu
çerçevede, dünyanın ilgilenmesi gereken altı tehdit / risk
grubu bulunmaktadır. Bunlar, terörizm, ülkeler arası çatışma,
iç savaş, soykırım ve diğer büyük çaplı şiddet olayları dâhil
iç çatışma, nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar, sınır
aşan organize suçlar, açlık, bulaşıcı hastalık ve çevre sorunları
dâhil ekonomik ve sosyal tehdit / risklerdir.
Günümüzde,
milli güvenliğin tanımı da yukarıda sınıflandırılan yeni tehditler
çerçevesinde yapılmakta ve ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal
her türlü konunun güvenlik boyutunun olduğu kabul edilmektedir.
Uluslararası
temel anlaşmaların ortaya çıkış sebepleri, ortaya konuşlarındaki
ilkeler ve bütünün yorumundan, güvenlik olgusunun sadece savaş,
silahlı çatışma, kuvvet kullanma hallerinde değil, başta ekonomik,
çevre, sağlık, sosyal ve eğitim olmak üzere bir bütün olarak
ele alındığı görülmektedir. Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması'nın
55'nci maddesi bu hususu teyit eder mahiyettedir.
Bu
nedenlerle, Türkiye'de de 2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği
Kanunu'nun 2'nci maddesinde; "Milli Güvenlik; Devletin anayasal
düzeninin, milli varlığının ve bütünlüğünün milletlerarası
alanda siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik dahil bütün menfaatlerinin
ve ahdi hukukunun her türlü dış ve iç tehditlere karşı korunması
ve kollanmasını ifade eder."şeklinde tanımlanmıştır.
Bu
açıklamalar dikkate alındığında, Türkiye'de milli güvenlik
kavramının klasik ve teknik anlamından uzaklaştırılarak tüm
politika alanlarını kapsayabilecek şekilde algılandığını ve
tanımlandığını belirtmek mümkün değildir.
Sayfa
Başı
Milli
güvenlik, kamu düzeni ve emniyeti olarak tanımlanabilir
mi?
Milli
Güvenlik, bazen ''kamu düzeni ve emniyeti " olarak anlaşılmaktadır.
Ancak, bu şekilde anlaşıldığında, milli güvenlik; adeta genel
asayiş hizmetine indirgenmiş olmaktadır. Oysa milli güvenlik,
asayiş hizmetinin de üzerinde, güvenliğin en üst yapısı ve
toplam güvenliğin bir şemsiyesi konumundadır.
İçeriği
iç ve dış güvenlik ile savunma konularından oluşan milli güvenlik
kavramı, teknik olarak kamu düzeninden farklıdır. Bu bağlamda,
iç güvenliği ilgilendiren her olgunun kamu düzenini bozduğu
söylenebilirse de, kamu düzenini bozan her olgu milli güvenliği
bozmayabilir. Bu çerçevede milli güvenlik;
-
Yalnız halkın değil, devletin ve anayasal düzenin devamını
da sağlayan hukuki, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel yönleri
bulunan;
-
Zaman ve yer açısından uzun süreli, devamlı, içten ve dıştan
tehlike ve eylemleri içeren;
-
Belirli bir bölgeyi ilgilendiren faaliyetlerden ziyade devletin
tüm varlığını ve ülkesini ilgilendiren, hatta yalnız belli
bir bölgede olsa bile tüm halkı etkileyen ve yerleşik düzeni
bozan veya ortadan kaldıran nitelikteki hareketleri kapsayan
bir olgudur.
Sayfa
Başı
Milli
güvenliğin tanımında sözü edilen "Anayasal düzen"
ne anlama gelmektedir?
Anayasal
düzen; Anayasanın temel ilke, esas ve hükümlerine göre kurulmuş
olan düzendir. 1982 Anayasası'na göre;
I.
Devletin Şekli
Madde 1:Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II.
Cumhuriyetin Nitelikleri
Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet
anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine
bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik,
laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
III.
Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti
Madde 3:Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez
bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al
bayraktır.
Milli marşı "İstiklal Marşı"dır.
Başkenti Ankara'dır.
IV.
Değiştirilemeyecek Hükümler
Madde 4: Anayasa'nın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin
Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2'nci maddesindeki
Cumhuriyetin nitelikleri ve 3'ncü maddesi hükümleri değiştirilemez
ve değiştirilmesi teklif edilemez.
V.Devletin
Temel Amaç ve Görevleri
Madde 5: Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin
bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti
ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur
ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,
sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette
sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya,
insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli
şartları hazırlamaya çalışmaktır.
VI.
Egemenlik
Madde 6: Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasa'nın koyduğu esaslara göre,
yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye
veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını
Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.
VII.
Yasama Yetkisi
Madde 7: Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet
Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.
VIII.
Yürütme yetkisi ve görevi
Madde 8:Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar
Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır
ve yerine getirilir.
IX.
Yargı yetkisi
Madde 9:Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce
kullanılır.
Sayfa
Başı
Milli
varlık ne demektir?
Milli
varlık, devletin kendi hayatiyetini, kara, deniz ve hava sınırları
ile bunlara bitişik ve devletler hukuku esaslarına göre devletin
hüküm ve tasarrufuna giren ekonomik ve stratejik alanları
da içine alan hükümranlık alanını (vatanı), bunların sahip
bulunduğu her türlü kaynak ve zenginlik gibi ekonomik kıymetleri,
bu sahalarda yaşayan tarih gibi maddi ve manevi değerleri,
ekonomik, sosyal, kültürel, bilimsel, teknolojik, askeri ve
diğer sistem ve birikimlerin tümünü kapsamaktadır.
Sayfa
Başı
Milli
Bütünlük nedir ve nasıl sağlanır?
Milli
Bütünlük; siyasi bütünlük ve toprak bütünlüğü gibi maddi değerler
ile birlikte, milli şuur, milli birlik ve beraberlik ruhunu,
milli ahlak ve fazilet gibi manevi değerleri de kapsamaktadır.
Türkiye
Cumhuriyeti Devleti, üniter bir devlettir. Ülkesi ve milletiyle
bölünmez bir bütündür. Bu bölünmezlik tartışılamaz. Üniter
devletimizin esasını "Tek millet, tek vatan, tek devlet,
tek dil ve tek bayrak" teşkil etmektedir.
Milli
bütünlüğün sağlanması ve korunması, bu değerlerin milleti
teşkil eden bütün fertler tarafından benimsenmesi ve ortak
tavırlar şekline getirilmesiyle mümkündür.
Sayfa
Başı
Ahdi
hukuk ne demektir?
Devletler
Genel Hukuku'na göre; bir devletin var olması, bağımsızlığı,
egemenlik hakkı, sınırları hakkında bir veya birden fazla
devletle birlikte yaptığı ve karşılıklı beyan ve kabulleri
ihtiva eden anlaşma veya anlaşmalarla gerçekleşen hukuktur.
Lozan Antlaşması ve Montrö Sözleşmesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin
bağımsızlık ve hükümranlığını belirleyen ahdi hukuku için
iki önemli örnektir.
Sayfa
Başı
Milli
Menfaat nedir?
Devletin
bekası ve güvenliği ile milletin refahını sağlamak için ulaşılması
ve korunması gereken amaçlardır.
Sayfa
Başı
Beka
nedir?
Bir
devletin toprak bütünlüğünü, ahdi hukukunu ve anayasal düzenini
iç ve dış tehditlere karşı koruması suretiyle hayatiyetini
devam ettirmesidir.
Sayfa
Başı
Milli
Hedef nedir?
Elde
edilmesi halinde milli menfaatlere ulaşmayı sağlayan sonuçlardır.
Sayfa
Başı
Milli
Güç nedir?
Bir
devletin millî menfaatini sağlamak ve millî hedeflerini elde
etmek için kullanabileceği siyasi, ekonomik, askerî, coğrafi,
demografik, psiko-sosyal ve kültürel, bilimsel-teknolojik
gibi güçlerden oluşan maddi ve manevi unsurların toplamıdır.
Sayfa
Başı
İç
Tehdit nedir?
Kökü
ve kışkırtıcı kaynakları içeride ve/veya dışarıda olan, yurt
içinde açık veya gizli olarak yürütülen Devletin anayasal
düzeni, ülkenin bölünmez bütünlüğü ile milletin refahına yönelik
örgütlü suç ve şiddet hareketlerini de kapsayan bir tehlike
algılamasıdır.
Sayfa
Başı
Dış
Tehdit nedir?
Diğer
bir ülkenin veya uluslararası terör örgütlerinin niyetlerinin,
imkân ve kabiliyetleri ile hareketlerinin, asimetrik tehdidi
de kapsayan değerlendirilmesine dayanan tehlike algılamasıdır.
Sayfa
Başı
Asimetrik
Tehdit nedir?
Yarattığı
ani ve hazırlıksız durum nedeni ile ülkelerin siyasi, sosyal
ve ekonomik sistemlerinde istikrarsızlıklarına neden olan,
düşük seviyede kuvvet ve teknoloji kullanarak etkin olmayı
amaçlayan tehdit algılamasıdır.
Sayfa
Başı
Türkiye
Cumhuriyeti'nin milli güvenliğinin sağlanmasından kim sorumludur?
Anayasanın
117'nci maddesine göre; Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliğinin
sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından,
TBMM'ne karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.
Sayfa
Başı
Türkiye'de
milli güvenlik sistemi nasıl oluşturulmuştur? AB'ye uyum sürecinde
milli güvenlik sisteminde yapılan anayasal ve yasal değişiklikler
nelerdir?
Türkiye'de
milli güvenlik sistemi, tehdit algılamaları, jeopolitik ve
jeostratejik konumu, anayasal düzeni çerçevesinde oluşturulmuş
ve 1933 yılından bu yana çeşitli aşamalardan geçerek bugünkü
konuma ulaşmıştır.
Geçirilen
bu evrim ile Türkiye, milli güvenliğin sağlanmasında Türkiye
Büyük Millet Meclisi'ne karşı sorumlulukları bulunan Başbakan
ve ilgili bakanları (Başbakan Yardımcıları İçişleri, Dışişleri
ve Adalet ile Milli Savunma Bakanları), milli güvenliğin icrasında
temel sorumlulukları bulunan, bu konuda özel ihtisas ve bilgi
birikimine sahip olan Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları
ve Jandarma Genel Komutanı'nı siyasi olarak tarafsız bir kimliğe
sahip bulunan Cumhurbaşkanının başkanlığında anayasal bir
platformda bir araya getirerek kendi Millî Güvenlik Sistemini
kurumsallaştırmış ve ülkenin güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak
hale gelmiştir.
Bu
kapsamda, Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu Genel
Sekreterliği, Türkiye'nin milli güvenlik sisteminin temel
kuruluşlarıdır.
Milli
Güvenlik Kurulu; 1982 Anayasası'nın 118'nci maddesine uygun
şekilde çıkarılan 2945 Sayılı Kanun ile oluşturulmuştur. Türkiye'nin
AB üyelik süreci çerçevesinde çıkarılan ve anayasal ve yasal
değişiklikler getiren uyum paketleri ile Milli Güvenlik Kurulu
ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine ilişkin önemli
değişiklikler gerçekleştirilmiştir.
03
Ekim 2001 tarihli anayasal değişiklik ile daha önce Cumhurbaşkanı'nın
başkanlığında Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma
Bakanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Kara, Deniz ve
Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı'ndan
oluşan MGK'nın yapısı değiştirilmiştir. Bu değişiklik ile
Başbakan Yardımcıları ile Adalet Bakanı'nın da katılımı ile
MGK'nun üye sayısı 13'e çıkarılmıştır.
Söz
konusu değişiklik ile aynı zamanda daha önce yasada Bakanlar
Kurulu tarafından öncelikle dikkate alınacağı belirtilen Milli
Güvenlik Kurulu kararlarının Bakanlar Kurulu tarafından değerlendirilecek
ve uygun görülmesi halinde benimsenecek tavsiye kararları
olduğu vurgulanmıştır
2003
yılında gerçekleştirilen yasal değişikliklerle Milli Güvenlik
Kurulu'nun her ay yerine iki ayda bir toplanması da hükme
bağlanmıştır.
AB
müktesebatına uyum çerçevesinde Başbakana bağlı bir teşkilat
olan MGK Genel Sekreterliği ile ilgili de önemli yasal değişiklikler
gerçekleştirilmiştir. Söz konusu değişiklikler ile MGK kararlarının
uygulanmasının takibi yetkisi ve devlet çapında psikolojik
harekatın planlanması görevleri MGK Genel Sekreterliği'nden
alınmış; ayrıca MGK Genel Sekreterliği'ne bir sivilin Genel
Sekreter olarak atanması mümkün kılınmıştır. Diğer taraftan,
bu değişikliklerle, bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarının
her türlü bilgi ve belgeyi gerektiğinde MGK Genel Sekreterliği'ne
sağlaması yönündeki zorunluluk, personel kadroları ve atamaları
ile MGK Genel Sekreterliği yönetmeliğindeki gizlilik hükümleri
kaldırılmıştır. Bu yasal değişikliklerle, MGK Genel Sekreterliği'nin
görevleri de önemli ölçüde değişmiş ve MGK Genel Sekreterliğinin
görevleri "Millî Güvenlik Kurulu'nun sekreterlik hizmetlerini
yürütmek ve Millî Güvenlik Kurulu'nca ve kanunlarla verilen
görevleri yerine getirmek " olarak düzenlenmiştir.
Yönetmelik
hükümlerine göre oluşturulan MGK Genel Sekreterliği teşkilatına
ilişkin şema aşağıdadır.

Sayfa
Başı
Diğer
ülkelerde ve özellikle AB üyesi ülkelerde Türkiye'deki Milli
Güvenlik Kurulu benzeri kuruluşlar var mıdır? Varsa, bu ülkelerdeki
Milli Güvenlik Kurulu veya benzeri kuruluşlarda Türkiye'de
olduğu gibi asker üyeler bulunmakta mıdır?
Mevcut bilgilere göre başta ABD olmak üzere hemen, hemen tüm ülkeler Türkiye'deki Milli Güvenlik Kurulu benzeri kuruluşlara sahiptir. Bu kuruluşlara sahip olmayan ülkelerin de dünyadaki güvenlik ve demokrasi birlikteliğini sağlama niyeti çerçevesinde bu tür kurumları oluşturmaya başladıkları bilinmektedir . Örneğin; Hollanda 2004 yılı içerisinde, Japonya ise 2006 yılında bir "Ulusal Güvenlik Konseyi" kurulması yönünde karar almıştır. İngiltere de 2007 yılı Temmuz ayında "Milli Güvenlik Kurulu" teşkiline karar vermiştir.
Halen 27 AB üyesi ülkeden 23 ülkede Milli Güvenlik Kurulu benzeri kuruluş bulunmakta, sadece 4 ülkede bulunmamaktadır. Milli Güvenlik Kurulu/Konseyi bulunan ülkelerin 11'inde Genelkurmay Başkanları üyedir. Ayrıca, Macaristan ve Portekiz'deki Milli Güvenlik Kurulu/Konseylerinde Genelkurmay Başkanlarına ilave olarak Kuvvet Komutanları da üye olarak bulunmaktadır. Ayrıntılı
bilgi için ana sayfadaki "Diğer
Ülkelerdeki Benzer Kuruluşlar" kısmına bakınız.
Sayfa
Başı
Milli Güvenlik Kurulu'nun adının Milli Savunma Kurulu olarak değiştirilmesi ve böylece asker üyelerin sadece savunma konularıyla ilgilenmesi mümkün müdür? Dünyada böyle uygulama yapan bir ülke var mıdır?
Milli güvenlik, iç güvenlik, dış güvenlik ve savunma olmak üzere üç alanı kapsayan oldukça geniş bir kavramdır. Günümüzde bu alanların birbirinden ayrılması düşünülemeyeceği gibi tüm dünyada benimsenen "Güvenliğin Bölünmezliği" ve "Kapsamlı Güvenlik" gibi yeni güvenlik parametreleriyle de bağdaşmayacağı aşikârdır. Bu nedenle, dünyada askerlerin sadece savunma ile ilgilendiği ve Milli Savunma Kurulu gibi bir kurulda yer aldıkları herhangi bir ülke bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, örneğin Fransa'da bulunan MGK benzeri kuruluşun adı "Milli Savunma Yüksek Kurulu" ise de, bu kurulun görev alanı da eğitimden sağlığa, ekonomiden ulaştırmaya kadar iç ve dış güvenlik ile savunma konularını kapsamakta ve milli güvenlik bir bütün olarak ele alınmaktadır. Fransa bu kurulun adını geleneksel yaklaşımla değiştirmemekte ve Milli Savunma Kurulu adıyla görevini sürdürmektedir. Sayfa Başı
Avrupa Birliği'nin, üye ülkelerdeki MGK benzeri kuruluşlarının yasal dayanağı konusunda herhangi bir standardı var mıdır? Devletlerin kamu yönetim sistemleri; kültürel, sosyal, siyasal, ekonomik ve tarihi faktörlerin etkisi altında şekillendiğinden AB tarafından da bu konuda herhangi bir standart getirilmemiştir. Ayrıca bu durum, bir demokrasi göstergesi olarak da görülmemektedir. Nitekim, AB üyesi ülkelerin bir kısmında MGK benzeri kuruluşların yasal dayanağı anayasa iken, diğer bir kısmında da bu kuruluşlar kanunla teşkil edilmişlerdir. Örneğin: AB üyesi olan ülkelerden Fransa, İspanya, İtalya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, İrlanda, Macaristan, Polonya ve Romanya'nın MGK benzeri kuruluşları anayasa ile düzenlenmiştir. (Toplam 10 ülke)
Sayfa Başı
Milli Güvenlik Kurulu'nun ülkemizde 1933 yılında Yüksek Müdafaa Meclisi ile başlayan ve günümüze kadar devam eden tarihi süreçte 1949 yılında Milli Savunma Yüksek Kurulu adını aldığı, müteakiben 1961 yılında Milli Güvenlik Kurulu olarak adının değiştirildiği anlaşılmaktadır. Bu ad değişikliklerinin gerekçeleri nelerdir?
Milli Güvenlik Kurulu'nun ülkemizde 1933 yılında Yüksek Müdafaa Meclisi ile başlayan ve günümüze kadar devam eden tarihi süreçteki ad değişikliklerinin gerekçesi, güvenlik kavramının dünyadaki evrimi ile yakından ilişkilidir.
Yüksek Müdafaa Meclisi'nin kurulduğu tarihteki görevi milli seferberlik planlarının hazırlanması ve seferberlik halinde valiliklere verilecek görevlerin tespiti olarak belirlenmiştir. Bu süreçte güvenlik, sadece silahlı kuvvetleri ilgilendiren bir alan olarak görülmüş ve askeri gücün savaş kabiliyetinin seferberlik hazırlıklarıyla artırılması hedeflenmiştir. Bu konuda ülkemizin geçmişte seferberlik yönünden hazırlıksız olması nedeniyle yaşadığı sıkıntılılar etkili olmuştur.
İkinci Dünya Savaşı ve öncesinde tüm ülkelerde milli güvenlik, yalnız milli savunma olarak düşünülmüş; devletlerin güvenliği için bir milli savunma politikası oluşturulmasının gerekli olduğu değerlendirilmiştir. Bu maksatla ülkemizde de 1949 yılında Yüksek Müdafaa Meclisi'nin adı Milli Savunma Yüksek Kurulu şeklinde değiştirilmiş ve bu kurulun görev alanı seferberlik konularının yanında milli savunma politikasının hazırlanması olarak belirlenmiştir.
Ancak, İkinci Dünya Savaşı ile birlikte tehditlerin artık devletlerin tüm milli güç unsurlarına yöneltildiği, böylece milli savunmadan daha geniş bir anlam kazandığı anlaşılmış ve "Milli Savunma" kavramının da "Topyekûn Güvenlik" veya günümüz deyimiyle "Milli Güvenlik" kavramına dönüşmesi ile daha geniş bir yelpazede ele alınmasını gerekli kılmıştır. Bu çerçevede, devletler milli savunma ile ilgili danışma kurullarının görev ve fonksiyonlarını milli güvenlik kavramına göre şekillendirmişlerdir. Bu konuda, ABD ve Almanya örnek olarak verilebilir.
Türkiye, izlediği başarılı siyasetle İkinci Dünya Savaşı'nın dışında kalmış ise de, o dönemde bu savaştan gereken dersleri yeterince çıkaramamıştır. Ayrıca, ülkemizde o dönemde dünyadaki güvenlik çalışmaları takip edilemediğinden, milli savunma anlayışından milli güvenlik anlayışına geçişte de gecikme yaşanmış; bu eksiklik, ancak 1961 Anayasası'nın hazırlanması sırasında giderilerek Milli Savunma Yüksek Kurulu'nun adı Milli Güvenlik Kurulu olarak değiştirilmiştir.
Sayfa Başı
Türkiye'de
ve diğer ülkelerdeki milli güvenlik kuruluşlarının teşkilat
yapısını, görev ve fonksiyonlarını etkileyen faktörler nelerdir? Devletlerin
coğrafyası, jeopolitik konumu ve sosyo-kültürel yapılarına bağlı olarak oluşan tehdit algılamaları ile anayasal düzenleri Milli Güvenlik Kuruluşlarının teşkilat
yapılarını, görev ve fonksiyonlarını etkileyen faktörlerdir.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Kurulu toplantılarına üyeler dışında katılım mümkün
müdür?
Anayasa'nın
118'nci maddesi doğrultusunda, toplantı gündeminin özelliğine
göre Kurul toplantılarına üyeler dışındaki bakan ve kişiler
de çağrılıp görüşleri alınmaktadır.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Kurulu toplantıları ne kadar sıklıkla yapılır, toplantıların
gündemi nasıl belirlenir?
Milli
Güvenlik Kurulu, 2945 sayılı Kanunun 5'nci maddesine göre;
iki ayda bir toplanmaktadır. Gerektiğinde Kurul, Başbakanın
teklifi üzerine veya doğrudan Cumhurbaşkanının çağrısı ile
toplanır.
2945
sayılı Kanunun 6'ncı maddesine göre kurulun gündemi, Cumhurbaşkanı
tarafından düzenlenir. Gündemin hazırlanmasında, Başbakan
ve Genelkurmay Başkanının önerileri dikkate alınır.
Kurul
üyesi bakanlar ile diğer bakanların gündeme girmesini istedikleri
konular, Başbakanın da görüşünü alarak Milli Güvenlik Kurulu
Genel Sekreteri vasıtasıyla Cumhurbaşkanına iletilir.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Kurulunda kararlar nasıl alınır?
2945
sayılı Kanunun 7'nci maddesine göre Kurul kararlarını çoğunlukla
alır. Eşitlik halinde Kurul Başkanının bulunduğu taraf çoğunluğu
sağlamış sayılır.
Kurulda
üyelerin fikirlerini serbestçe açıklamasına veya alınacak
kararlara itiraz etmesine hiçbir engel bulunmamaktadır.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Kurulunun aldığı kararlar nasıl uygulanır? Kurulun
kararlarının uygulanması zorunlu mudur?
Anayasanın
118'nci maddesi ile 2945 sayılı Milli Güvenlik Kurulu ve Milli
Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanunu'nun 4' üncü maddesinde
belirtildiği üzere Milli Güvenlik Kurulu'nun Kararları hükümetlere
tavsiye niteliğindedir.
Milli
Güvenlik Kurulu toplantılarında herhangi bir tavsiye kararı
alınması halinde, bu karar, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği
tarafından Cumhurbaşkanı'na ve Bakanlar Kurulu'nda görüşülmek
üzere Başbakanlığa gönderilir.
Milli
Güvenlik Kurulu Kararları, 2945 sayılı Milli Güvenlik Kurulu
ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanunu'nun 8'nci
maddesine göre Bakanlar Kurulu gündemine öncelikle alınmak
suretiyle görüşülür ve kabul edilmesi halinde gerekli kararlar
alınır. Bu kapsamda, belirlenecek tedbirlere ilişkin olarak
Bakanlar Kurulu veya Başbakan tarafından ilgili bakanlık,
kurum ve kuruluşlar görevlendirilir.
Alınan
kararlar doğrultusunda bir yasa çıkarılmasına ihtiyaç duyulması
halinde, Bakanlar Kurulu tarafından bir yasa tasarısı hazırlanır
ve TBMM'ye gönderilir. Tasarının yasalaşması, TBMM'nin takdirine
bağlıdır.
Sayfa
Başı
MGK
toplantıları sonunda yayımlanan basın bildirileri, MGK Kararlarını
mı içermektedir? MGK
toplantıları sonunda yayımlanan basın bildirileri, MGK Kararları
olmayıp, toplumu bilgilendirmeye yönelik hususları ihtiva
etmektedir.
Sayfa
Başı
MGK
basın bildirilerine nasıl erişebilirim?
MGK
toplantılarının basın bildirilerine "MGK
Toplantılarının Basın Bildirileri" sayfasından
ulaşılabilmektedir.
Sayfa
Başı
MGK
toplantı tutanaklarına nasıl erişebilirim?
2945
sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun 10'ncu maddesi
gereğince; toplantı tutanakları ve görüşmeler açıklanamaz
ve yayınlanamaz.
Sayfa
Başı
MGK
Kararları açıklanabilir mi?
2945
sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun 10'ncu maddesi
gereğince; Kararlar Milli Güvenlik Kurulunun vereceği karara
göre açıklanabilir veya yayınlanabilir.
Sayfa
Başı
Devletin
Milli Güvenlik Siyaseti ne demektir?
2945
sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun 2/b. maddesinde,
Devletin Milli Güvenlik Siyaseti; "Milli güvenliğin sağlanması
ve milli hedeflere ulaşılması amacı ile Milli Güvenlik Kurulu'nun
belirlediği görüşler dahilinde Bakanlar Kurulu tarafından
tespit edilen iç, dış ve savunma hareket tarzlarına ait esasları
kapsayan siyaseti ifade eder."şeklinde tanımlanmıştır.
Sayfa
Başı
Türkiye
Cumhuriyeti'nin milli güvenlik siyasetinin yazılı olduğu bir
belge var mıdır? Hangi hususları kapsamaktadır?
Türkiye
Cumhuriyeti'nin milli güvenlik siyaseti, Milli Güvenlik Siyaseti
Belgesi'nde yer almaktadır. Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi,
yürütme organı olan Bakanlar Kurulu'nun Anayasanın 117'nci
ve 118'nci maddelerinde yazılı devletin milli güvenliğinin
sağlanmasına yönelik görevleri çerçevesinde planlamaya yönelik
bir idari tasarrufu olup, ana esasları ihtiva eden özlü bir
metindir. Söz konusu belge, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası
ve Türk Milleti'nin refahına ilişkin izlenecek milli güvenlik
siyasetinin esaslarını içeren bir yol haritası konumundadır.
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi; Türkiye Cumhuriyeti'nin milli menfaati
ve milli hedeflerini, milli hedeflere ulaşılması için takip
edilecek iç ve dış güvenlik ile savunma siyasetlerine ilişkin
esasları kapsamaktadır.
Sayfa
Başı
Devletin
milli güvenlik siyasetini içeren belgenin adı "Milli Siyaset
Belgesi" veya "Milli Güvenlik Siyaset Belgesi" gibi değişik
biçimlerde ifade edilmektedir. Belgenin resmi adı nedir?
Belgenin
resmi adı, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'dir.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesine neden ihtiyaç vardır?
Devlet faaliyetlerinin yürütülmesinde devamlılık esastır. Bu nedenle, devlet faaliyetlerinin planlı ve belirlenmiş esaslara göre yürütülmesi, hükümetlerin temel sorumluluklarındandır. Bu temel sorumluluklardan birisi de, milli güvenliğin sağlanması ve bu kapsamda milli güvenlik siyasetinin tayin ve tespitidir. Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi bu amaçla hazırlanmaktadır. Sayfa
Başı
Diğer
ülkelerde de güvenliğe ilişkin Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi
benzeri belge veya dokümanlar hazırlanmakta mıdır?
Bütün
ülkelerde milli güvenlik siyaseti veya milli güvenlik stratejisi
gibi adlarla benzeri belgeler/dokümanlar hazırlanmaktadır.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi, ülkemizin Gizli Anayasası veya
ikinci bir Anayasası mıdır? Anayasa ve yasalara aykırı mıdır?
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi, "Gizli Anayasa" olarak tanımlanamaz.
Belge'nin, "Gizli" gizlilik derecesi taşıması ve bu nedenle
kurum ve kuruluşlarca bilmesi gereken prensibi çerçevesinde
bilinmesi ve kullanılması ile kamuoyuna açıklanmaması, onun
"Gizli Anayasa" olarak değerlendirilmesine yol açamaz. Bundan
farklı bir düşünce, T.C. Anayasasında yazılı sistemin uygulanan
rejimden farklı bir sistem olduğu sonucunu ortaya koyar ki
bunun da hiçbir hukuki ve düşünsel dayanağı ve gerçekliği
olamaz.
Diğer
taraftan, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası ve mevcut yasalara uygun olarak hazırlandığından
iddia edildiği gibi devletin ikinci bir Anayasası olması veya
mevcut Anayasa ve yasalara aykırı olması düşünülemez. Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi, Bakanlar Kurulu'nun anayasal görevi
çevresinde hazırlanan bir Bakanlar Kurulu dokümanıdır.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının
üstünde bir belge midir?
Anayasa,
normlar hiyerarşisinin en üstündedir. Kanunlar Anayasaya,
tüzük ve yönetmelikler de kanuna aykırı olamaz. Bakanlar Kurulu
Kararları ise yönetmelik düzeyinde bir idari işlemdir. O halde,
MGK'nun Bakanlar Kurulu'na tavsiyesi sonucu Bakanlar Kurulu
Kararı ile onaylanan Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin,
normlar hiyerarşisine uygun bir doküman olması tartışma götürmez
bir gerçektir.
Bu
nedenle, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'ne anayasa benzeri
bir üstünlük ve değişmezlik atfedilmesi şeklindeki değerlendirmelerin
hukuki temeli bulunmamaktadır.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin içeriği, iç ve dış güvenlik
açısından siyasal kararların alınmasını kısıtlayıcı nitelikte
midir?
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin iç ve dış güvenliğe ilişkin
esasları ihtiva etmesi, bu doğrultuda demokratik parlamenterler
sistemin kendi dinamikleri (TBMM, hükümet, muhalefet partileri,
kalkınma planları, yıllık programlar, sivil toplum kuruluşları
ve medya gibi) ve süreçleri içinde güvenlik sorunlarının çözümlenmesi
imkân ve yeteneğine engel bir belge değildir. Çünkü Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi, doğrudan güvenlik boyutu taşıyan
konuları içermekte ve sadece milli güvenliğe yönelik temel
hassasiyetleri vurgulamaktadır.
Hükümetler
tarafından belirlenmiş olan bu esasların nasıl uygulanacağı,
yine hükümetler tarafından tespit edilmekte ve parlamenterler
sistemin dinamikleri içinde gerçekleştirilmektedir. Bu itibarla,
Milli Güvenlik Siyaseti Belgesindeki esasların, devletin güvenliğini
ilgilendirdiği gerekçesiyle siyasal süreçleri kısıtlaması
söz konusu değildir.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi nasıl hazırlanmaktadır? Milli Güvenlik
Siyaseti Belgesi bir "Bakanlar Kurulu dokümanı"
ise bu belgenin hazırlığını niçin Bakanlar Kurulu değil, MGK
Genel Sekreterliği yapmaktadır?
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin taslağı, Anayasa'nın 118' nci
maddesi ve 2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun
13'ncü maddesi uyarınca MGK' ca verilen görev çerçevesinde,
MGK Genel Sekreterliğinin koordinatörlüğünde, bütün bakanlıklar,
kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde ve görüşleri alınarak
hazırlanmakta ve MGK'ya sunulmaktadır. Bu süreçte, stratejik
araştırma kuruluşlarının çalışmalarından da yararlanılmaktadır.
Belge
taslağı, MGK tarafından uygun bulunduğu takdirde, tavsiye
kararı ile Bakanlar Kurulu'na bildirilmektedir. Müteakiben
Belge taslağı, Bakanlar Kurulu'nun bütün üyeleri tarafından
incelenmekte, kabul edilmesi halinde, Bakanlar Kurulu Kararı
ile onaylanmakta ve Başbakanlık Direktifi ile tüm bakanlıklara,
ilgili kurum ve kuruluşlara dağıtılmaktadır.
Hiçbir
devlet yönetiminde herhangi bir belgeyi Bakanlar Kurulu'nun
bizzat hazırlaması söz konusu değildir. Bütün ülkelerde bakanlıklar,
kurum ve kuruluşlar Bakanlar Kurulu'nun vereceği görevleri
yerine getirmek için teşkil edilmişlerdir. Dolayısıyla, Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesinin de, doğrudan Başbakana bağlı
bir kurum olan MGK Genel Sekreterliği koordinatörlüğünde hazırlanmasına
engel olacak mantıksal ve hukuki bir durum bulunmamaktadır.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin hazırlanmasında, hükümetlerden
ziyade askerî bürokrasi mi etkili olmaktadır?
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi taslağı, doğrudan Başbakana bağlı
MGK Genel Sekreterliğinin koordinatörlüğünde, Genelkurmay
Başkanlığı dahil, bütün bakanlıklar, kurum ve kuruluşlarla
işbirliği halinde ve görüşleri alınarak hazırlanmaktadır.
Müteakiben
ilgili makamların temsilcilerinin iştirak ettiği ve uzman
hukukçuların da yer aldığı çalışmalarda, her konu tüm ayrıntılarıyla
incelenmekte, yapılan çalışmaların her safhasında temsilciler
bağlı oldukları makamların onayını almaktadır.
Bu
çerçevede, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin hazırlanmasında
herhangi bir kurumun diğerine göre etkili olduğu veya belgenin
ağırlıklı olarak askerî bürokrasi tarafından yürütme ve yasamanın
değişik organlarına tanınan yetkileri sınırlayacak biçimde
tasarlandığı şeklinde bir değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi'ndeki esasların MGK'nın görüşleri
dahilinde Bakanlar Kurulu tarafından tespit edilmesi, Bakanlar
Kurulu'nun MGK'nın belirlediği çerçevenin dışına çıkamaması,
ancak bu çerçeve içinde takdir yetkisini kullanabilmesi şeklinde
değerlendirilebilir mi?
2945
sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun 2/b. maddesinde
yer aldığı üzere Devletin Milli Güvenlik Siyasetinin, Milli
Güvenlik Kurulu'nun görüşleri dahilinde Bakanlar Kurulu tarafından
tespit edilmesi ifadesinden anlaşılması gereken, milli güvenlik
siyasetinin ortak akılla belirlenmesi ve/veya değiştirilmesinin
gerekli olduğudur.
Diğer
taraftan, MGK üyelerinin büyük çoğunluğunun aynı zamanda Bakanlar
Kurulu üyesi olduğu, MGK'da alınan kararların kendi istemleri
dışında olamayacağı ve esasen kendi kararları olduğu dikkate
alındığında, Bakanlar Kurulu'nun MGK'da alınan kararları kabul
etmesi doğal bir sonuç olmaktadır. Bu kararların nasıl uygulanacağının
takdir yetkisi ise tabiatıyla Bakanlar Kurulu'na aittir.
Bu
itibarla, Bakanlar Kurulu'nun MGK'nın belirlediği çerçevenin
dışına çıkamayacağı, ancak bu çerçeve içinde takdir yetkisini
kullanabileceği şeklinde bir değerlendirme yapılmasının uygun
olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.
Aksi
takdirde, Milli Güvenlik Kurulu'nun Bakanlar Kurulu'nun üstünde
bir Kurul olduğu gibi bir düşünce ortaya çıkar ki, böyle bir
durum, Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzeni ile bağdaşmaz.
Sayfa
Başı
Bir
hükümetin kabul ettiği Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'ni
müteakip hükümetler aynı şekilde uygulamak zorunda mıdır?
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi, değişik siyasal iktidarlar tarafından
farklı biçimde değerlendirilebilecek ve çözüm aranabilecek
sorunları daha sonra iktidara gelecek hükümetleri de bağlayacak
biçimde çözümleyen ve söz konusu kararların siyasal sorumluluğunu
kararlarla ilgisi olmayan müteakip hükümetlere bırakan bir
belge değildir.
Hükümetler,
demokratik sistem içerisinde bu belgede yapmak istedikleri
değişiklikleri, her zaman 2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği
Kanunu'nun 2/a maddesinde yazılı Devletin milli güvenlik siyaseti
tanımı çerçevesinde yapmaya muktedirdir. Aksi bir uygulama,
çağdaş demokrasilerin yerleşik işleyişi ile bağdaşmaz.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi, içeriği ve milli güvenlik anlayışı
itibariyle temel özgürlükler ve insan haklarına aykırı hususlar
içermekte midir?
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi, içerik itibariyle belirlenen güvenlik
sorunlarına karşı "Ne Yapılmalı/Ne Yapılması Gerektiğine "
ilişkin temel öngörüleri ihtiva etmektedir. " Nasıl Yapılacağı
?" sorularının cevabı ise, Bakanlar Kurulu'nun uygulamalarında
bulunmaktadır.
Belgede
yazılan tüm ifadelerde bilhassa bu husus gözetilmekte, ayrıca
belgenin hazırlanmasında uzman hukukçular görev aldığından
Anayasa ve kanunlar ile Türkiye'nin taraf olduğu anlaşma ve
sözleşme hükümleri açısından da incelenmektedir.
Bu
nedenle, Milli Güvenlik Siyaseti Belgesinde, Türk vatandaşlarının
hak ve özgürlüklerine ilişkin kurallar ve/veya sınırlamalar
getirilmesi söz konusu değildir.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi niçin Gizli gizlilik derecelidir?
Diğer ülkelerde de güvenliğe ilişkin belgeler Gizli gizlilik
dereceli midir? Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, ABD'de olduğu
gibi niçin topluma açıklanmamaktadır?
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin gizlilik derecesi, diğer demokratik
ülkelerden farklı olmayıp; güvenliğin doğası ve Türkiye Cumhuriyeti'nin
milli menfaatlerinin gereğidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası
ile milletin refahına yönelik tehdit ve risklere karşı izlenmesi
öngörülen siyasetin açık olmasının, gerek iç, gerekse dış
kamuoyunda yaratacağı sakıncalar, Milli Güvenlik Siyaseti
Belgesi'nin Gizli gizlilik dereceli olmasını gerekli kılmaktadır.
Diğer
ülkelerde de güvenliğe ilişkin siyaset ve strateji belgeleri
Gizli gizlilik dereceli olup, aynı nedenlerle kamuoyuna açıklanmamaktadır.
ABD'de
kamuoyuna açıklanan bu tür belgelerin, asıl belgeler olmadığı
ve genel hatlarıyla özel olarak düzenlenmiş bilgileri kapsadığı
değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, ABD'nin küresel çapta
uyguladığı politikalarının, internetten dahi temin edilebilen
belgelerle yürütülemeyeceği aşikârdır.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi TBMM'de neden tartışılıp onaylanmamaktadır?
Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, gizlilik dereceli bir devlet
belgesi olarak değerlendirildiği için mi TBMM üyelerinin bilgisine
sunulmamaktadır?
Türkiye
Cumhuriyeti'nin milli güvenliğinin sağlanması ve bu amaçla
Devletin milli güvenlik siyasetinin belirlenmesi sorumluluğu,
Anayasa'nın 117'nci ve 118'nci maddeleri ile Bakanlar Kurulu'na
verilmiştir.
Parlamenter
sistemimizdeki kuvvetler ayrılığı prensibi gereği, yürütme
organı olan Bakanlar Kurulu'na ait Milli Güvenlik Siyaseti
Belgesi'nin hazırlanmasında, yasama görevini yürüten TBMM
ya da ilgili komisyonların herhangi bir katkısı ve sorumluluğu
bulunmamaktadır. Bu nedenle, milli güvenliğin sağlanmasından
sorumlu olan Bakanlar Kurulu'nun adeta kendi yol haritası
konumundaki Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi, TBMM'de tartışılmamaktadır.
Belge'nin
gizlilik derecesi taşıması, TBMM üyelerinin bilgisine sunulmasına
engel değildir. Anayasa'nın 118 inci maddesine göre Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi hakkında TBMM'nin bilgilendirilmesini
değerlendirme yetkisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliğinin
sağlanmasından sorumlu olan Bakanlar Kurulu'nundur.
Sayfa
Başı
Çeşitli
nedenlerle tutuklanan bazı kişi ve gruplar üzerinde yapılan
aramalarda Milli Güvenlik Siyaseti Belgesinin bulunduğuna
ilişkin haberler doğru mudur?
Konuya
ilişkin olarak adli makamlardan Kurumumuza intikal eden resmi
herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Sayfa
Başı
4982
sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında Milli Güvenlik
Siyaseti Belgesi'ni incelemek veya Belge'nin içeriği hakkında
ayrıntılı bilgi edinmek mümkün müdür?
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi, Gizli gizlilik derecesine sahip
olduğundan, Belge'nin incelenmesi veya içeriği hakkında bilgi
edinilmesi, 2945 sayılı MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun
10'ncu maddesi ve 4982 sayılı Kanun'un 16'ncı maddesi gereği
mümkün olamamaktadır.
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin güncelleştirmesi için belirlenmiş
bir süre var mıdır? Belge'nin güncelleştirilmesi ihtiyacı
kimin tarafından tespit edilir?
Milli
Güvenlik Siyaseti Belgesi'nin güncelleştirilmesi için belirlenmiş
bir süre yoktur. Milli Güvenlik Kurulu tarafından; ulusal,
bölgesel ve küresel güvenlik ortamındaki değişiklikler ile
milli güvenlik siyasetinin uygulama sonuçları çerçevesinde
Türkiye'nin milli güvenlik ihtiyaçları değerlendirilerek Belge'nin
güncelleştirilmesine ihtiyaç olduğu Bakanlar Kurulu'na tavsiye
edilmektedir.
Sayfa
Başı
Dünyadaki MGK Genel Sekreterliği benzeri kuruluşların görevleri sadece sekreterlik hizmetleri ile mi sınırlıdır?
Dünyadaki bütün MGK Genel Sekreterliği benzeri kuruluşların temel görevleri; MGK'ların sekreterlik hizmetleri yanı sıra, güvenliğe ilişkin her konuda MGK'ları için sürekli araştırma ve değerlendirmeler yapmak, ayrıca milli güvenlik konusunda bütün bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamaktır.
Sayfa Başı
MGK
Genel Sekreterliğinin Sicil/Sabıka Kaydı / Fiş Kaydı Tutma
görevi var mıdır? Hakkımdaki güvenlik raporu ve arşiv araştırması
raporunu nasıl düzelttirebilirim? 2945
sayılı Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu Genel
Sekreterliği Kanununa göre, MGK Genel Sekreterliğinin sicil/sabıka
kaydı / fiş tutma görevi ve dolayısıyla söz konusu kayıtlarda
düzeltme görevi de yoktur ve hiçbir zaman olmamıştır.
Sayfa
Başı
Kuruluşundan
bu yana Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği görevini
kimler yapmıştır?
Kuruluşundan
günümüze kadar Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde,
47 Genel Sekreter görev yapmıştır. (Ayrıntılı
bilgi için tıklayınız.)
Sayfa
Başı
Bilgi Edinme Birimine ulaşan
başvurular ve verilen cevaplar hakkındaki istatistikî bilgiye
nasıl erişebilirim?
Konuya
ilişkin bilgiler, ana sayfadaki Bilgi Edinme Bölümü içerisinde
"İhtiyari
Hususlar" alt başlığında yer almaktadır.
Sayfa
Başı
Askerlik
görevi ile ilgili bilgileri hangi kurumdan öğrenebilirim?
Askerlikle
ilgili konular, MGK Genel Sekreterliği'nin görev alanına girmemektedir.
Söz konusu başvuruların, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay
Başkanlığı'nın Bilgi Edinme Birimine yapılması gerekmektedir.
Adresleri aşağıdadır:
Milli
Savunma Bakanlığı Bilgi Edinme Birimi
http://www.msb.gov.tr
beb@msb.gov.tr
Genelkurmay
Başkanlığı Bilgi Edinme Birimi
http://www.tsk.mil.tr
beb@tsk.mil.tr
Sayfa
Başı
Milli
Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine personel alımı nasıl
olmaktadır?
Milli
Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde görev yapacak olan personel,
bu konudaki mevzuat doğrultusunda "İlk Defa Personel
Alımı" ve "Naklen Personel Alımı" yollarıyla
temin edilmektedir.
İlk
Defa Personel Alımı:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 50'nci maddesi ve Kamu
Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında
Genel Yönetmelik gereğince ÖSYM (Yüksek öğretim Kurulu Öğrenci
Seçme ve Yerleştirme Merkezi ) tarafından yapılan KPSS (Kamu
Personeli Seçme Sınavı) neticesine göre Devlet Personel Başkanlığınca
yürütülmektedir.
Naklen
Personel Alımı:
Çeşitli nedenlerle kurumlar arası naklen atama işlemleri,
devlet memurlarının atamalı oldukları kadro ve/veya eşiti
unvanlarda MGK Genel Sekreterliğinde boş kadro bulunması ve
o kadro için personel ihtiyacı bulunması halinde, MGK Genel
Sekreterliğinin onayı ile yapılmaktadır. Bunun için önce personelin
çalıştığı kurumun muvafakati aranmaktadır.
Sayfa
Başı
MGK
Genel Sekreterliğine personel alımı yapılmakta mıdır?
Genel
Sekreterliğin personel ihtiyacı bulunmamaktadır.
Sayfa
Başı
Savunma
Sekreterliği ve Savunma Uzmanlığı Kadrosuna
atanmak için yapılması gerekenler nelerdir?
Savunma
Sekreter ve uzmanlarının işlemleri, 108 sayılı "Savunma
Sekreterliği Kurulmasına Dair Kanun" ile 7/17209 sayılı
"Savunma Sekreterliği Yönetmeliği" nde belirtilen
esaslara göre yapılmaktadır. Adı geçen kanun ve yönetmeliğe
göre; Savunma Sekreter ve Uzmanlığına atanabilmek için; 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun aradığı genel koşulların
yanında, Harp Okulu, üniversite veya yüksek okul mezunu emekli,
müstafi subay veya üniversite veya yüksek okul mezunu olup
da, Milli Güvenlik Akademisi mezunu olmak gerekmektedir.
Sayfa
Başı
Milli Güvenlik Akademisi' ne müdavim olmak istiyorum. Başvuru koşulları nelerdir, hangi kuruma başvurmam gerekir?
Harp Akademileri Komutanlığı' na bağlı olan Milli Güvenlik Akademisi' ne müdavim seçim işlemleri 2005 yılına kadar MGK Genel Sekreterliğince yürütülmüş, ancak 2005 yılında Harp Akademileri Yönetmeliğinde yapılan bir değişiklikle söz konusu görev, Devlet Personel Başkanlığı' na devredilmiştir. Bu nedenle, Devlet Personel Başkanlığına başvuruda bulunulması gerekmektedir.
Sayfa Başı |